SENDEN ÖTE SANA KANDİLLER YAKTIM |
birinci şahsın ile başlardım cümlelere,
tek düzün tekinde kalmış yalnızlığıkanıksardım da.
eski bir şarkıyı eylülde,
neyin en olduğunu en beklenmedik anda,
bulmazdım.
. . .
sanmakmış meğer,
yarım kalmış bir şiiri,
. . .
sanmakmış meğer,
yarım kalmış bir şiiri,
mutlu sözlerle tamamlamak.
şimdi bana kaldı,
dizelere sığmayan,
el mahkum bir veda ile elveda.
zindanda başlayan hikayede
ancak özgürlük süslü bir son olurdu.
tarihi bir şehirde,
önünden geçtiğimiz dükkanlar,
tanışık yüzlerle dolu masalar,
keşfi ile heyecanlandığımız mekanlar,
ufuk çizgilerini selamladığımız vapurlar,
şimdi bana kaldı,
dizelere sığmayan,
el mahkum bir veda ile elveda.
zindanda başlayan hikayede
ancak özgürlük süslü bir son olurdu.
tarihi bir şehirde,
önünden geçtiğimiz dükkanlar,
tanışık yüzlerle dolu masalar,
keşfi ile heyecanlandığımız mekanlar,
ufuk çizgilerini selamladığımız vapurlar,
ve sürsün dediğimiz baharlar...
tarihi bir şehirde, tarih mi olacak şimdi?
artık geçmem önlerinden.
dün mezarda fazla ağladım.
yitip gidenin ardından uçurulan kırk ile
son dirhem benden gömülmüş toprağa.
karlı bir ayazda ayak izlerimiz karışacak,
iki ile ikiyi çarpmadan toplayıp dört yapacaktık.
vakti gelmedi ayazı düşünmeye,
dikenli tellerin önünden bile geçmedik.
kavrulan un ve şeker kokusu,
yazık ki hala seni çağırır düşlerim.
kanımdan bir kan kopmuşken o gece,
ağlamak isterdim dizlerinde.
varsın kalsın başka diyarlara aksın yağmurlar
tarihi bir şehirde, tarih mi olacak şimdi?
artık geçmem önlerinden.
dün mezarda fazla ağladım.
yitip gidenin ardından uçurulan kırk ile
son dirhem benden gömülmüş toprağa.
karlı bir ayazda ayak izlerimiz karışacak,
iki ile ikiyi çarpmadan toplayıp dört yapacaktık.
vakti gelmedi ayazı düşünmeye,
dikenli tellerin önünden bile geçmedik.
kavrulan un ve şeker kokusu,
yazık ki hala seni çağırır düşlerim.
kanımdan bir kan kopmuşken o gece,
ağlamak isterdim dizlerinde.
varsın kalsın başka diyarlara aksın yağmurlar
bu toprak hep kuruydu
içimde saklı çiçeğim'i,
benden istemen neden?
şimdi hak mı büyük sözler kurmak,
veyahut düşünmek gayri zamandan.
ne zaman öteyi düşünsem, bugün beni çağırırdı.
ilk defa baş kaldırmıştım zamana,
o ki önünde el pençe divan.
içimde saklı çiçeğim'i,
benden istemen neden?
şimdi hak mı büyük sözler kurmak,
veyahut düşünmek gayri zamandan.
ne zaman öteyi düşünsem, bugün beni çağırırdı.
ilk defa baş kaldırmıştım zamana,
o ki önünde el pençe divan.
söz söylemezdim bu salıncağa,
sonsuz saygı ve hürmet ile geçerdi
"gel buraya sana düşlemek hak değil!"
sonsuz saygı ve hürmet ile geçerdi
"gel buraya sana düşlemek hak değil!"
bir mezarda,
fazla ağladım.
güneş seninle doğardı.
ay senin yüzün ve on dördü gibi parlak,
en parlak gece ancak bu kadar karanlık oldu bana.
görmedim karanlıkta sarıldım,
görmedim karanlıkta boğduğummuş...
karanlıkta görmek bir mucizeydi zaten.
ben kör de yaşarım,
güzel günü görmemek doğuşumla yadigar.
"alçak tabure" ve "yan roller"
"bu çizgiydi sınır"
hepsi sana gelmek için tapılmış,
hepsi sana bakan putlar.
güneş seninle doğardı.
ay senin yüzün ve on dördü gibi parlak,
en parlak gece ancak bu kadar karanlık oldu bana.
görmedim karanlıkta sarıldım,
görmedim karanlıkta boğduğummuş...
karanlıkta görmek bir mucizeydi zaten.
ben kör de yaşarım,
güzel günü görmemek doğuşumla yadigar.
"alçak tabure" ve "yan roller"
"bu çizgiydi sınır"
hepsi sana gelmek için tapılmış,
hepsi sana bakan putlar.
İbrahim ver elindeki baltayı!
Buhtunasırdan kalan putlar,
içimdeki putları kıracak da var.
duygunun benle vedasıyla;
son benden bir son,
senden öte sana kandiller yaktım.
elveda ilk şiirimin tek öznesi,
ince bir gülümse kalsın gözlerinde,
Buhtunasırdan kalan putlar,
içimdeki putları kıracak da var.
duygunun benle vedasıyla;
son benden bir son,
senden öte sana kandiller yaktım.
elveda ilk şiirimin tek öznesi,
ince bir gülümse kalsın gözlerinde,
ben seni sensiz de yaşarım.
-Adem GÖKÇE

