Type Here to Get Search Results !

dışarda virüs var | mustafa ispa

bir şeyin hemen bitmesini istiyorum, önceden de dediğim gibi pek sabrım yok. şu an bu klavyenin bu denli ses çıkartmasını sevmiyorum. silent keyboard kullanmak da istemiyorum aslında, sadece biraz özgürlük. sesten kendim de rahatsız olmuyorum doğrusu. Cümle başlangıçlarının büyük harfle başlamasını da istemiyorum sayın microsoft word, biraz daha cana yakın davranabilir misin? teşekkürler. böyle bir şeylerden bahsetmek için anlık ve bodoslama yazılar yazmak, düzenlemeden öylesine bam güm bi şeyler yapmak istedim. yaklaşık 50–55 gündür dışarda bir şeyler oluyor ve anlık tepkilerle -pek de uzun süredir görmediğim ailemle beraber- hayatımı sürdürüyorum. aslında önceden de farkettiğim birçok şeyi tekrar farkettiğim çok da değişik olmayan bi dönem benim için. konfor alanında olmak, bütün söylenilenlerin aksine gayet güzel. herkesin acı çekmesine, herkesin bir şeyleri başarabileceğine inanmasını istediğinize de inanamıyorum. biraz umut pazarlamaktan kimse zarar görmez ama ben cümlelerin sonunda hep kötü şeylerden bahsedebilme yeteneğiyle perçinlendim. bizler, başarısız insanlarız.
bizler, hayatı kendine zorlaştıran ve ufak tefek bir şeyler yaptıktan sonra ciddi anlamda yol katettiğini düşünen kimseleriz. gelişip büyüme yolunda çok da bir şeyin değişmediğini farkedecek ve kendini tam tanımadan boş söylemlerle bir gün susma kararı alacağız. bendeniz, susma kararından birkaç önceki basamaktan sizlere seslenmekteyim. genelde eğlenmeyi ve modumu yüksek tutmayı seviyorum ki durup dinlenirken bir anlamı olsun dinginliğin. aslında böyle de değil. biraz dürüst olmak gerekirse: tekdüze hayatıma süslü kelimelerle anlam katmaya çalışıyorum. bunun dışında, günün çok büyük bir bölümünde bir ekrana bakmaktayım. yemek ve uyku hariç hepsi. gibi. bizler, günün çok büyük bir bölümünde bir ekrana bakarak ceplerine başkalarından duyduğu zırvaları doldurup kendi fikrimiz-miş gibi şişirip şişirip patlatmayı seven çift çıkışlı, solungaçlı, buraya google’dan bakmadan biyolojik bir tanım yapıştıracak kadar genelkültürü olmayan, genellemelerle dakikaları geçiren insanlarız. sonuçta insanız, biyolojik. (bunu önceden de demiştim, evrimden midir?)
dışarda virüs var. sürekli sayılar hakkında konuşan yirmili yaşlarında gençler ekonomik gerilemeler hakkında düşünürken ışık saçan gözlerle bakıyor sokağın sessizliğine. tekelden bi bira alıp muhafazakar ailesiyle yaşamak zorunda olduğundan eve dönene kadar birasını bitirip sakız çiğnemeye başlayan kirli sakallı çocuklar virüs önlemlerinin bitiş tarihi üzerine bahisler oynuyor başka başka tc kimlik numaralarından illegal sitelerde. bahsettiği şeyler de kendi yaşadıkları olmayan abartıyı seven çocuklar da caka satıyor olur olmadık yerlerde anlamsız fikirlerini sıralarken. yine de kendi içimde tutarlıyım, yanınızdan kalkıp tuvalete gidiyorum ve aynada kendime bakarak masturbasyon yapmayı muhayyileme sığdırıyorum. içimden pek gelmese de duymak istediklerini söylüyorum. bazen bencilliğime yenilip kalbini kırıyorum herkesin. hayatımın arka planında tanburi cemil bey sirto atıyor. ud, kemençe, makinalı tüfek. kes yaygarayı olursun biftek!
tek başına yaşamamayı direten ve hayatı ivedilikle zorlaştıran monoton hayat tarzının yaşlandıkça insana daha hayvani bir haz veriyor oluşunu düşünüyorum, gerçekten inanıyorum. bütün bunların bir senaryo olduğu düşüncesine ve komplo teorilerine komple kahkahayı basıyorum. herkes bir şekilde uyduruyor hayatını kendi yörüngesinde belirli olasılıklar dahilinde. tekrarlı binom kurallarını düşünmüyorum poker oynarken flaş olasılığını hesaplamadan reste basıyorum, eğer ki istatistik hocam bu satırları okusa gözleri yaşarır ve özbenliğimi aşağılayacak bir iğneleme kondururdu tezgaha yaslanmayı sürdürerek. kantin tezgahına. lakin ne kantin açık, ne de 65 yaş üstü hocam evden çıkabiliyor. dışarda virüs var, bazen de yarınımız yok. respekt. sevgiler.

mustafa ispa


Yorum Gönder

0 Yorumlar
* Yorum yapmayı unutmayın.